top of page
  • YouTube

Aidiyet ve Köklenme İhtiyacı

Yazarın fotoğrafı: Ruh Tamircisi
Ruh Tamircisi
7 Eyl
2 dakikada okunur

Yabancılık hissi, hiçbir yere ait hissetmeme ya da anlaşılmıyor olma hissi hiç bunları hissettiniz mi?

Ya da ne sıklıkla hissedersiniz? Bu his sizin kimliğinizde önemli bir yere sahipse bunun bağlanma biçiminizle ilgisi var. Bebeklik döneminde tam kabul edildiğini hissetmemiş çocuklar yetişkinliklerinde bu hissi daha çok hissedebiliyorlar. Fakat burada dissosiasyondan bahsetmiyorum. Yani patolojik şekilde ortamdan kopma, kendine yabancılaşma ve donup kalmalar daha çok travmalarla ilgili benim bahsettiğim evrende yapayalnız olmak ya da yanlış toprakta köklenmeye çalışmak hissi belki de dünyayla uyumsuzluk. Size ilginç bir şey söyleyeyim bu hissin atalarımızın ya da kendimizin göç etmiş olmasıyla da ilgisi varmış. Gerçekten benim ailem iki taraftan da bg göçmeni; anneannemler sürgün edilmiş, dedemleri bilmiyorum babamlar ise kaçarak gelmişler. Benim içimde hep uzaklara gitme arzusu vardı ve bu his biraz da bununla ilgili. Ben atasal mirasları da tamamen kültürel aktarım olarak görüyorum. Yani beni yetiştiren anne baba zaten ait hissetmeyle ilgili çatışmalar yaşıyordu. Yoksa nenemin nenesi bilmem ne yaşamış da bugün böyle hissediyorum durumunu farazi buluyorum. Ben şu an doğduğum şehirde köklenmeyi, ait hisssetmeyi öğrenmeye çalışıyorum. Çünkü eğer ben de göç edersem aslında onların emekleri de boşa gidecek ve zincirde birileri kalmayı öğrenmeli. Tabii bu hedefin salt atalarımla değil kendi hayatımdaki önceliklerle de ilgisi var.

Köklenme söz konusu olduğunda Kohut’un aynalanma teorisi çok hoşuma gitti. Bizim kendimi görebileceğimiz, özdeşim kurabileceğimiz insanlara ihtiyacımız var bu his bizi ait hissettirmede önemli bir faktör. Gerçekten bazen eş, en yakın arkadaş bazense ekranda gördüğümüz bir ünlü ile ciddi bağ kurduğumuzda rahat ve güvende hissederiz.

Güvende demişken her ne kadar Maslow güvenlik ihtiyacından sonra tutmuşsa da aidiyet ihtiyacını o daha çok sevilme ile eş değer tutarken ben daha çok güvenlikle ilgili buluyorum. Dışsal bir tehdit olmadığı halde ait hissetmediğimiz, köklenmediğimiz bir dünyada güvende hissetmeyiz ve “güvenli dünya” şeması yine bağlanma dönemiyle ilgili. Ayaklarımız yere sağlam basarak ya da saçlarımızı rüzgarda savurup kuş gibi yürümek için aslında ait hissetmeye, köklenmeye ihtiyacımız var.

Reiki’de kök çakra ait hissetmekle ilgili ve çözümü kırmızı renk, toprağa basmak, denize girmek doğa ile iç içe olmak bu bana çok sağlam bir teori olarak görünüyor. Kendi içimizden dışarı taşmak, dışarıyla temelden bir bağ kurmak ait hissetmeyi arttıracaktır. Kendi içine dönen, kendiyle yaşayan insan elbette dışarıya yabancılaşır. Dışarıyla ne kadar ilişki kurarsak bir o kadar içeriyi de anlarız bir yandan.

Özellikle akran zorbalığındaki dışlanma hissi yetişkin hayatta ciddi aidiyet sorunlarına neden olabiliyor. Kendin olmak ve kendini olduğu gibi ortaya koymak için de belirli bir güvene ihtiyaç duyarız. Özellikle bizi olduğumuz gibi kabul edebilen insanların yanında ne kadar rahatça kendimizi ifade ediyoruz bunu düşünelim.

Peki çözüm ne derseniz ait hissetmek bir yolculuk aslında. Ben şunu fark ettim anlaşılmama hissi temelde insanın kendini anlamamasından geliyor. Kendimizi yeteri kadar anlamadığımız için karmaşık ifade ediyoruz ve anlaşılmıyoruz. Bir de insan hislerini çok özel sanıyor ama çoğumuz benzer duygular yaşıyoruz. Hayata izin verdikçe aslında kendi ışığıyla parlayan hayatın içindeki sıradan ve bir o kadar özel bir detay  olduğumuzu fark ederiz. Size kendi kum tanesi meditasyonumu önerebilirim. Kendimi çöldeki kum tanelerinden biri olarak hayal ediyorum, fakat bu tane ışığın yansıması nedeniyle yeşil mavi gibi bir renkte parlıyor. Herhangi ama kendine özgü. Belki siz de denerseniz, hoşunuza gidebilir…




 
 
 

Son Yazılar

Hepsini Gör
DENGE VE ÇATIŞMA İHTİYACI

Terapilerime başlarken hazırladığım vaka formülasyonunda danışanlarımın sorunlu, çatışmalı alanlarını ve destekleyici, uyumlu alanlarını belirlerim. Çatışmalı alanlarımız hayatımızda düzeltmek, iyiye

 
 
 

Yorumlar


© 2020 elif terziköy

bottom of page